27 Şubat 2011 Pazar

Sosyal Ağlarda Değişen Trendler

Sosyal Ağlarda Değişen Trendler 1: Artık @Gym, @Taksim, @Bebek Zıtarbaks, @Cihangir'de kankalarıyla gibi yer imli sonradan gurme durum güncellemeleri para etmiyor!..

Sosyal Ağlarda Değişen Trendler 2: Şarkı sözleri yazmak sıradan...

Sosyal Ağlarda Değişen Trendler 3: Gezilen-görülen yerleri 2.3 megapiksel kameranızla kadrajlayıp Bodrum vb. fotoğraf albümleri açmak, üstüne de kendini taglemek... (dilim varmıyor)

Sosyal Ağlarda Değişen Trendler 4: Sosyal olgulara parmak basmak yeni trend. Bir de TWITTER bu alemin Amerika'da tahsil görmüş entel ve snoop genç kızı. FACEBOOK da Amerika'da okumuştur, ama erkektir; baba mesleğine geri dönmek zorundadır.

Sosyal Ağlarda Değişen Trendler 5: Diğer yeni eğilim içerik üretmek, tartışma yaratmak, ilham vermek... Bi de CELEBRITY kullanımları var ki onlara o kadar yakın olmak elde edilebilir kılıyor...Ha bi de aklımdayken; Kutadgu Bilig candır!

24 Şubat 2011 Perşembe

"Sana Saygımı Kaybettikçe Özgürleşiyorum"- Plaza Günlükleri I

Sana saygımı kaybettikçe özgürleşiyorum!

Erken yatalım, erken kalkalım, üstümüzü temiz tutalım, terlemeyelim, tırnaklarımızı keselim, şapırdatmadan yiyelim, "edepli ol"alım, başkalarının çocuklarına benzemeyelim, "Allahım kimin çocuğunu kınadıysam başıma geldi" olmayalım, aman ha SAYGI duyalım!..

Ne kilit bişeymiş saygı duymak... Prangalı, kısıtlayıcı, kuralcı, belirleyici, sıkıcı, dominant! Kaybettikçe özgürleşiyorsun oysa, ruhun açığa çıkıyor. Ey yönetici; sana saygımı kaybettikçe şu plazada özgürleşiyorum!

23 Şubat 2011 Çarşamba

BEYRUT'tan AYRI-lırken

 Downtown'da Teşvikiye'ye benzettiğim yerde oturuyorum. Saat 19:05. İçimde ilginç bir duygu var. Ayrılıyorum diye mi? Sanmam! Aklım burada kalmayacak çünkü. Ama nedir bu? Belki klasik endişe krizlerimden. Yada berbar otelden. Yarın iş var, belki ondan. Yahut yorgunluk.

Enteresan bir seyahatti. Ortadoğu denen bir gerçek var bu dünyada. Ve ne yazık ki kimsenin umursamadığı. Gemisini yürüten kaptan... Sınırlar belli değil. Hükümetler yok. İsrail yanı başında. Bir de Suriye anlaşmazlığı... Bedie diyor ki: "Eskiden 2 büyük güç vardı: İran ve Türkiye. Şimdi aynı kutba doğru gidiyoruz". Suriye, Türkiye, Ürdün ve Lübnan olarak birleşmeye hazırlar. Doğu Birliği'ne sıcak bakıyorlar. O, aynı zamanda bir Amerikalı. Modern dünyaya, demokrasiye, batı tarzı medeniyete, sekülerizme bir bilet mesafede...

Askerler her yerde. Sabah tanklar yürüyordu. Elbette korktum. Hükümet krizini takiben asker ayaklanma oldu sandım. Havaalanına gidip beklesem mi yoksa biletimi mi öne alsam bilemedim. Yada standart bir uygulamadır... Sadece geçiyorlardır mesela?  Ve sahiden de sadece geçiyorlarmış. Oysa İsrail geldiğinde hepsi kayboluyormuş. Bedie, yapacak birşey yok diyor. Ne yapsınlar ki modern silahları yok...

Belirli yerlerde fotoğraf çekimine izin vermiyorlar. Bugün bir asker fotoğraf çekerken beni durdurdu. "OK, çekmedim zaten" deyip arabaya doğru yürürken arkamdan seslendi ve eliyle klubeye çağırdı. O sırada yüzüme bakıp Arapça birşeyler söyledi. Yanlızca burnundaki kıllar dikkatmi çekmişti. "Çekmedim zaten" dedim ama o da beni anlamadı. Klubeden daha genç ve yakışıklı bir asker çıktı. "Kameranı görebilir miyim?" dedi. Gösterdim. "Çekecektim ama o seslenince çekemedim" dedim. Çektiğim filmlere baktı. "Burası askeri bölge" dedi. "Anlıyorum ama bilmiyordum" dedim. "Nerelisin" dedi. "Türküm" dedim. "Tamam, gidebilirsin" dedi.

RTE sonrası Türkiye'yi çok seviyorlarmış. Türkiye'den birçok turist geliyor. Bunlar da sık sık İstanbul'a gidiyorlarmış. "Zaten gidebilecek pek çok yerimiz yok" diyor. Filistin'in durumu belli. İsrail ve Suriye ile zaten kavgalılar. Kıbrıs çok sıkıcı diyor Bedie.

Ortadoğu denen bir gerçek var. Bizim kültürümüz. Ece Temelkuran'ın da dediği gibi "Bu, senin hikayen. Sen Ortadoğulusun". Ama Ortadoğu'da üremek niye? Bu kargaşa, kaos ve savaş ortamına çocuk getirmek? Potansiyel olarak onu öldürmek değil midir? Anne-baba olmak potansiyel katilliktir. Ama Ortadoğu'da anne-baba olmak erken katilliktir. Yine de umut var, sevgi var. İnsanlar aşık oluyorlar ve çocuk yapıyorlar. Belki kimsenin katili olmayıp yalnızlıktan kendini öldürmekten iyidir...

İlk defa Ortadoğu'da olmak yanından geçmek üzere üstüne gelen birisinden korkmaktır.
İlk defa Ortadoğu'da olmak Avrupalı'nın Türk tedirginliğini anlamaktır.
İlk defa Ortadoğu'da olmak Fransa'yı hatırlamaktır, Afrika'yı görmektir, Avrupa'ya gitmektir.

Hizbullah gerçeği var. Suriye'nin de başını acıtan. Beyrut'ta da varmış. Lübnan'ın bazı kısımları onların yuvası. Oralara giden var. Sakallı adamlar... Cüppeli. Radikal dinci değillermiş bunlar burada. Militanlarmış. Aralarında birçok gay varmış. Şehleri bile gaymiş çoğunun. Bedie'nin sırf gay Hizbullahlar ile birlikte olmak için Lübnan'a gelen İspanyol bir arkadaşı varmış. Bakmış ki başını derde sokacak, kesmiş arkadaşlığını.

İşte Beyrut'un Teşvikiye'sinde otururken yeşil-kırmızı-beyaz renkli ışıl ışıl bombalar tepemize düşebilir. Ve ben bunları düşünürken otelime gider yarın için yapacaklarıma hazırlanırım.