Downtown'da Teşvikiye'ye benzettiğim yerde oturuyorum. Saat 19:05. İçimde ilginç bir duygu var. Ayrılıyorum diye mi? Sanmam! Aklım burada kalmayacak çünkü. Ama nedir bu? Belki klasik endişe krizlerimden. Yada berbar otelden. Yarın iş var, belki ondan. Yahut yorgunluk.Enteresan bir seyahatti. Ortadoğu denen bir gerçek var bu dünyada. Ve ne yazık ki kimsenin umursamadığı. Gemisini yürüten kaptan... Sınırlar belli değil. Hükümetler yok. İsrail yanı başında. Bir de Suriye anlaşmazlığı... Bedie diyor ki: "Eskiden 2 büyük güç vardı: İran ve Türkiye. Şimdi aynı kutba doğru gidiyoruz". Suriye, Türkiye, Ürdün ve Lübnan olarak birleşmeye hazırlar. Doğu Birliği'ne sıcak bakıyorlar. O, aynı zamanda bir Amerikalı. Modern dünyaya, demokrasiye, batı tarzı medeniyete, sekülerizme bir bilet mesafede...
Askerler her yerde. Sabah tanklar yürüyordu. Elbette korktum. Hükümet krizini takiben asker ayaklanma oldu sandım. Havaalanına gidip beklesem mi yoksa biletimi mi öne alsam bilemedim. Yada standart bir uygulamadır... Sadece geçiyorlardır mesela? Ve sahiden de sadece geçiyorlarmış. Oysa İsrail geldiğinde hepsi kayboluyormuş. Bedie, yapacak birşey yok diyor. Ne yapsınlar ki modern silahları yok...
RTE sonrası Türkiye'yi çok seviyorlarmış. Türkiye'den birçok turist geliyor. Bunlar da sık sık İstanbul'a gidiyorlarmış. "Zaten gidebilecek pek çok yerimiz yok" diyor. Filistin'in durumu belli. İsrail ve Suriye ile zaten kavgalılar. Kıbrıs çok sıkıcı diyor Bedie.
İlk defa Ortadoğu'da olmak yanından geçmek üzere üstüne gelen birisinden korkmaktır.
İlk defa Ortadoğu'da olmak Fransa'yı hatırlamaktır, Afrika'yı görmektir, Avrupa'ya gitmektir.
Hizbullah gerçeği var. Suriye'nin de başını acıtan. Beyrut'ta da varmış. Lübnan'ın bazı kısımları onların yuvası. Oralara giden var. Sakallı adamlar... Cüppeli. Radikal dinci değillermiş bunlar burada. Militanlarmış. Aralarında birçok gay varmış. Şehleri bile gaymiş çoğunun. Bedie'nin sırf gay Hizbullahlar ile birlikte olmak için Lübnan'a gelen İspanyol bir arkadaşı varmış. Bakmış ki başını derde sokacak, kesmiş arkadaşlığını.
İşte Beyrut'un Teşvikiye'sinde otururken yeşil-kırmızı-beyaz renkli ışıl ışıl bombalar tepemize düşebilir. Ve ben bunları düşünürken otelime gider yarın için yapacaklarıma hazırlanırım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder